Kayıtlar

Nisan, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

geçici misafir

Resim
                                        şarkımız:                                         (lost with you-patrick watson) takılmış bi plak bozulmuş bi cd parazitli bi müzik nasıl söylersen söyle içimi huzursuz eden en büyük düşmanım içim bana yetersiz hissettiren mükemmel olmadığımı söyleyen her daim başarısızsın diyen ve asla dinlenmeden bunlara devam eden güzel güneşli bir gün sabah öğlen uyanmışım mesela ya da öğlene yakın diyelim gözümü açtığım saniye başlıyor konuşmaya  geç kalktın bi kere bu bi suç dercesine  erken kalkıp onca şey yapmak varken sen yattın onca saat diyor sanki sanki de değil aslında  konuşuyor hep sınavlarda, konuşurken, dinlenirken, asla hiçbir şeye hakkım olmadığını söylüyor  dinlemesem de onu, hep kulağımda o uğultuları perde çekilmiş bi oda gibi...

kırık dökük yerlerden cam kırıkları ile kaçanlar.

Resim
                                şarkımız:                                 (film credits-club kuru) onlar bazen  acıtanlardan  anılardan  ya da  hatalarından kaçmak için izole bir yer yaratırlar kendilerine  bu onların o anılara  yaşananlara  değer vermedikleri anlamına gelmez  sadece korkarlar.  geçmişten ve yaptıklarından.  yeni insanlar koyarlar yakınlarına yakın çevresi bambaşka bir hal alır yeni bi hayat gibi bir dizinin başka bi sezonu gibi aynı gibi  ama değil  fikirleri  anıları  duyguları düşünceleri içinde saklıdır eski püskü bir bavula saklanmış gibi saklarlar her şeyi oraya çünkü kaçmanın tek yolu budur mutluluğun olduğu vicdab azabı yaşamadıkları tek yer o bavuldan uzaktadır sildikleri insanların  yerinde koydukları sildiklerini aratır belki çü...

gelişimi reddetmek

Resim
                           şarkımız:                          ( je te laisserai des mots-patrick watson ) bazen koşmaya başlamışken, durup oturmak istiyorum çünkü bacaklarımın ağrımasından korkuyorum. ya başarısız olursam, ya bitirsemezsem o kulvarı başladığımı bitirememek. halbuki durup otursam, ne kazanmış olurum, ne de kaybetmiş. bu yüzden mi, başarıya bir nefes yakınken, bırakıyorum. bırakıyoruz. yorucu diye değil belki kendimize bir etiket verilmesinden, korktuğumuz için. en iyi olabilecekken, orta ya da kötü, olmak istemediğimiz için. bazen buna sığınıp  duruyoruz kabul ediyorum. çok yorgunum  çok şey yaptım ben dinlenmeye ihtiyacım var diyorlar,,diyoruz peki gerçekten elinden geleni yaptın mı yorulmaktan ağladın mı mesela kan  ter gözyaşı döktün mü kendin için yaptığın bunca şeyi insanlara mı bağladın yoksa annem mutlu olacak babam ...

çocuk beş lira kazandı bir buçuğu ekmeğe.

Resim
                                              şarkımız:                                             (gözün doysun-sedef sebüktekin) çocuklar çok saf çok masum, yaşasın çocuk bayramı söylemlerinden ileri gitmek istiyorum artık.  her konuda yapamız gerektiği gibi. çocuk büyümek istedi ruj sürdü. çocuk büyümek istedi topuklu ayakkabı giydi. çocuk ağlamasın istendi eline bi erişim ağı verildi. adına internet dendi.  çocuğun tüm hayallerini yerle bir etti. düşünce şeklini değiştirdi.  algılarını zayıflattı.  çocuğu yavaşlattı. çocuk oyun oynamak istedi tablet verdiler ona.  saatlerce aynı sandalyede oturttular. saatlerce aynı televizyon programını seyrettirdiler. ama çocuğun tek istediği şey saklambaç oynamaktı. çocuğun tek istediği şey koşup kah...

sanki ölüyorum ama son günüm.

Resim
                                                                   şarkımız:                                                        (lights are on-tom rosenthal) tek realite gözümüzü kapattığımızda karanlık sessiz uçsuz bucaksız siyahlık hiç kimse hiçbir yer hiçbir şey sadece biz içimiz ve düşüncelerimiz başa çıkamaycak gibi olunca dışarısı aydınlıkken bile kendi karanlığımı yaratıyorum  çünkü bir tek beni bana getiren o karanlık  o iç muhakeme oluyor kafama yastık da koysam bütün panjurları da kapatsam üst üste yorganlar da örtünsem netice hep aynı yalnız olmak kendi kendime kalmak kendime kendimi anlatmak beni bana getiriyor anca kendi kendimi kollarımdan sarsarak  ...

tecrübeler ve kırışıklıklar

Resim
zamanın akışını anlatırken bu parçadan daha iyisi aklıma gelmezdi.                            (yesterday-the b eatles) ben düşündüm de   insanlık dediğimiz topluluk çok doyumsuz.  neye sahipse onun zıttını istiyor.  istediği şeyi elde mi etti. hemen yeni bir hedefe kilitleniyor.  insanlara da  eşyalara da  duygulara da  aslında baktığımda temelde yatan duygu tüketmek. nasıl bu kadar kolay tüketiyorlar. hatta doğru şekilde sormam gerekirse nasıl bu kadar kolay tüketiyoruz.  ben şahsen kendi içimde çok muhakeme yaptım yapıyorum ama bulamıyorum.  içimde sakladığım anlar kutusunda gerçekten sadece o anı yaşayarak geçirdiğim anlar bir elin parmaklarını geçmez. peki neden böyle. anda kalmayı mı bilmiyoruz.  hayır gayet de bir diziye odaklanıp o anda kalabiliyoruz.  peki konu gün ışığına çiçeklere ve kedilere gelince durum neden değişiyor.  insanlar beşeriliğe çok a...