müsvedde
acelem yokmuş gibi görünen bir telaş bu bütün eşiklerin ötesi başlangıcın bile kabulün getirdiği sessizlikten sonra dinen bir fırtına gibi insan bazen anladığını sandığı her şeyi bir bakışla yeniden anlayan yoluna koymaya çalışıyor her şeyi sanki yol hala oradaymış gibi sona geldiğini biliyor herkes acılar büyüyor içlerinde çoğalıyor taşkınlaşıyor bir tek duvarla yetinmiyor bütün perdeleri yırtıyor o an bütün zamanlar aynı anda oluyor hayal kırıklığıyla bir bardak düşüyor kırılıyor sesi geç geliyor ateş değil bu daha sessiz düştüğü yeri içten içe tüketen insan acımasızlaşıyor kendine karşı önce günün sonunda huzurla suskunlukla baş başa kalıyor gökyüzüne bakıp düşünüyor kaç şey yarım kaldı diye piyano son nakarata giriyor fark ediyor en güzel kısmı çoktan geçip gittiğini ne imkansız insanın insanı anlaması ne imkansız insanın kendini anlaması ilişmeden uzaktan bakmak mümkün değil zorla dahil olmak kaçınılmaz hepsi insanın karalaması hepsi insanın manzarası