geçici misafir




                                        şarkımız:

                                        (lost with you-patrick watson)



takılmış bi plak
bozulmuş bi cd
parazitli bi müzik
nasıl söylersen söyle


içimi huzursuz eden
en büyük düşmanım
içim
bana yetersiz hissettiren
mükemmel olmadığımı söyleyen
her daim başarısızsın diyen
ve asla dinlenmeden bunlara devam eden

güzel güneşli bir gün sabah
öğlen uyanmışım mesela
ya da öğlene yakın diyelim


gözümü açtığım saniye başlıyor konuşmaya 
geç kalktın bi kere bu bi suç dercesine 
erken kalkıp onca şey yapmak varken
sen yattın onca saat diyor sanki
sanki de değil aslında 

konuşuyor hep
sınavlarda,
konuşurken,
dinlenirken,

asla hiçbir şeye hakkım olmadığını söylüyor 
dinlemesem de onu, hep kulağımda o uğultuları


perde çekilmiş bi oda gibi
onu görmesem de hissediyorum 
hissetmekten öte bi duygu
yaşıyorum onu
ne kadar yaşamak istemesem de


gece olmuş artık
kafamı yastığıma koymuşum
en dinlemeyi hak ettiğim
bunu gerçekleştireceğim vakitteyim


o yine benimle beraber
her yerde peşime takılan
sevmediğim arkadaşım gibi
git desen de gitmiyor
gitse de 
bi yerlerde yine ortaya çıkıyor


kapıdan kovsam
bacadan giriyor
pek yüzsüz bir şey
ama bu onun acımasızlığını yok etmiyor


benim görüp de yüzüme söyleyemediğim şeyleri
suratıma bağıra bağıra söylüyor
kanayan tırnaklarımı
kıtlattığım parmaklarımı
sıkıp ağrıttığım çenemi
tutulan boynumu


hepsini görüp saklarken kendimden ben
o dalga geçer gibi parmakla gösteriyor hepsini
teker teker


bir annenin küçük bir bebeği koruması gibi
gürültüde kulaklarını kapaması
karanlıkta ona sarılması 
kalabalıkta onu kucaklaması
gibi


ben de saklıyorum içimden içimi
saklayamıyorum onun yüzünden
terk de etmiyor beni
kurtulsam geri bulur 
kaçmak anlamsız 


bazen iç sesimiz bizimle paralel değildir
bizi en yaralayan her zaman insanlar da değil


mükemmel olmak zorunda oluşumuzu bize empoze eden annen baban değil
hatalarını kabul etmeyen sensin 
senin için
ben gerçekten içimde böyle bi ses barındırıyorum ve ondan nasıl kurtulurum bilmiyorum 


eğer gerçekten kendimi gerçekleştirirsem
küsüp gider ebediyyen
bilmesem de 
her gün buna çabalamamın sebebi bundandır
ondan ebediyyen kurtulmak istemem


ve onu en derin kuyuya atıp
çığlık atışını dinleyerek
yok oluşunu izlemek
ben yeniden doğarken
koşarak kaçmak 
ve bir daha 
onun sesini asla duymamak


ben hayatım boyunca merak ettim
konuşmaya ilk başladığım zamanlarda 
ilk dediğim şeyler bile
arayıştı hep


bu ne dedim 
neden dedim
nasıl dedim
anlamak benim için 
hayatın şifresini çözmek gibiydi


ve şimdi psikoloji okumak istiyorum
insanları anlamak için
o sesten kurtulmaya çalışanları
sadece kendinde olduğunu zannedenleri
anlamak için

o her yerde
hepimizde
hepimizin içinde


ona alışmaya çalışmayın
sadece bi süre sonra
gideceğini unutmayın


geçici bir misafir
gece yatığını 
salona hazırlayın
ve onu yalnız bırakın 


çünkü o sizin onu umursamadığınız bi anda
çekip gidecek
kendinizi gerçekleştirdiğiniz zaman
arkasına bakmadan 
kaçacak
çünkü onun amacı 
imkansızlığı aşılamak
buna inandırmak
ne zaman ona kulak asmazsanız
o zaman özgürlüğünüzü 
elinize aldınız demektir


o sese çok takılmayın ama varlığına da çok alışmayın
umarım sevdiniz


elif beril üçgün
30.04.22

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

dikişsiz elbise

müsvedde

kağıtlar