gelişimi reddetmek





                           şarkımız:

                         ( je te laisserai des mots-patrick watson )




bazen koşmaya başlamışken,

durup oturmak istiyorum

çünkü bacaklarımın ağrımasından korkuyorum.

ya başarısız olursam,

ya bitirsemezsem o kulvarı

başladığımı bitirememek.



halbuki durup otursam,

ne kazanmış olurum,

ne de kaybetmiş.



bu yüzden mi,

başarıya bir nefes yakınken,

bırakıyorum.

bırakıyoruz.

yorucu diye değil belki

kendimize bir etiket verilmesinden,

korktuğumuz için.

en iyi olabilecekken,

orta ya da kötü,

olmak istemediğimiz için.



bazen buna sığınıp 

duruyoruz kabul ediyorum.

çok yorgunum 

çok şey yaptım ben

dinlenmeye ihtiyacım var

diyorlar,,diyoruz

peki gerçekten elinden geleni yaptın mı

yorulmaktan ağladın mı mesela

kan 

ter

gözyaşı

döktün mü

kendin için yaptığın bunca şeyi

insanlara mı bağladın yoksa

annem mutlu olacak

babam benle daha çok gurur duyacak

diyerek mi zorladın kendini



hayır o şeyi 

annen başarmayacak

baban o ödülü almayacak

seni facebook da tebrik eden akrabaların

kazandığın hayatı yaşamayacak

mutluluktan ağlayacak olan arkadaşların

seninle anbean birlikte olmayacak



o şeyi

yalnızca sen başarmış olacaksın

kimseye muhtaç olmama hissi

kuş olmak gibi

özgür ve bağımsız

gökyüzünde uçmakla

eş değer olsa gerek



uçmayı öğrenmeden önce 

süreki yere çakılan 

yavru kuşlar gibi

çakılmayı kabullenmek de gerek

kolay atlatılır ya da basitleştirilesi

şeyler değil

emek vermek



sürece dahil olduğu sindirmek gerek

gül yapraklarıyla döşeli bir yol da değil

ama her yere düştüğünde 

zirveye 

bir adım daha yakın olduğunu bilmek

hayata tutunma gücü veriyor 



bir hedef koymak

ve o hedefe koşmak

daha tatmin edici bir his yok bu evrende

zanlımca



başarısızlıklar da başarıya dahil 

başarının da bir parçası



her bir adım o kocaman patikayı oluştuyorsa

üzülmeye ne gerek var

adım adım gideriz işte

acelemiz ne





not:

ben seneye son sınıfım 

ve kendime olan inancım denizdeki dalgalar gibi

değişken 

kendime olan hislerimi biraz daha genelleyip metaforlara vurarak size anlatmaya çalıştım

içimde yaşadığım kavgalar ve fırtınaları açtım size

umarım sevindiniz.


elif beril üçgün

25.04.22

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

dikişsiz elbise

müsvedde

kağıtlar