Kayıtlar

Mart, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

orkestra şefi

ama hiç böyle hissetmeyi beklememiştim bazen hissettiklerimi düşünürken düşüncelerime o kadar odaklanıyorum ki hislerimi göremiyorum onların önünü kapatan uzun boylu düşünceler var benim düşüncelerime ait olmayan düşünceler hatta bir orkestra şefi gibi benden bağımsız her biri sanki bense üçüncü bi göz yabancılayarak izlerim hepsini ne nedir ne ne değildir diye anlamaya çalışırım kendimi çünkü aynam buğulanmış sıcak duşların buharında buharlanmış düşüncelerim var ve ben bile anlamıyorken düşünücelerimi nasıl anlatayım sana hepsini şarkılar insanlar gibi hep orda olanlar ama sonradan sevdiklerin bi anda karşına çıkıp tutkuyla bağlandıkların uzun süreler yanında tutup aniden bıraktıkların sana her seferinde farklı şeyler hissettirenler sana hep aynı hissettirenler sana iyi gelenler  seni her seferinde parçalayanlar ihtimallerin hayallerinde dolanıyorum gökyüzündeki yıldızları sayar gibin sonsuzluğa doğru ihtimaller evreninde ne yapıyorum bilmiyorum çık git diyolar bana derhal uzaklaş...

eşsiz olma hevesi

kök  inanç çekirdek inancı yanılgılar ön yargılar hepsinin temeli aynı örtü ile kaplı sevilme isteği tek ve biricik olma eşi benzeri olmama duygusu neden bu kadar korkuyoruz tek olamamaktan ben kendimi bile tekrarlamaktan korkuyorum   bu kadar görülmek duyulmak istemek  herkes tarafından herkes olmadan nedir bu eşsizlik yarışı sevilme yarışı sanki tüm sevgi dünyada azalıyormuşçasına halbuki en artan sevgi paylaştıkça bunu bilmemem rağmen kabullenemiyorum  saçma eşsiz olma hevesi hevesler geçici bu dünyada 17/3/23

kevgir

insanlar           kevgir               gibi           kevgirler           deliklidir insanlar       da                       kevgir                                     gibidir nerden  tutsan  elinde kalırlar                     materyallere bağlanmamam gerektiğini düşünürken    materyaller insanlardan daha vefalı diye düşünüyorum değişim beni o kadar korkutuyor ki herkesin kolların sarsarak  değişmeyin demek istiyorum kocaman bi topluluk  ileri doğru giderken  koşarak  onlara  engel olmak istiyorum                                  ...

kadın

keşke bu günün anlamı sadece çiçekten böcekten  ibaret duygu dolu olsaydı yüzyıllardan beri  kısıtlandı kadının  mutluluğu gücü duyguları hisleri istekleri özgürlüğü kadınlığı cinselliği anneliği yok edilmek istendi sahip olamadıkları  o paha biçilemez gücü bunca haksızlığa uğrayan ruhun  acısını hissediyoruz sanki  ezilmiş  itilmiş kakılmış  olmanın baskısını yaşıyoruz yüceltiyoruz sanıyorlar  cinsiyeti amacımız eş eşit olmak olduğunu  anlamıyorlar anlamak istemiyorlar çünkü güce tapıyorlar ataerkilliğe boyun eğdirmeye ve egolarına hormonları tarafından yönetilen  bir ırkın hayatı sürdüren ırka  karşı olması  trajikomik bi gerçek bu dünyada bana kahkaha attırıyor hatta ama gözlerim dolu ne çare var ne çözüm elimiz  kolumuz  gözümüz bağlı değnekleri ile oyun oynayan  çocuklar tarafından bi oraya  bu buraya  savruluyoruz tek amaçları gücümüz hükmetmek istedikleri içlerinde bulunduğundan haberlerinin...

1

  hayattaki her şeye fazla anlam yüklemek boynumdaki yükleri çok artırıyor ama aynı anlamlar bazen hayatta kalma amacım gibi insanları anlamıyorum bazen bu yüzden bazen de bu sayede anlıyorum doğru mu değil mi karar veremiyorum ama duygularımın güneşini de fırtınasını da bu şekilde kusabildiğim için çok müteşekkirim en önce kendime asla yazmayı bırakmamak benim için çok özel ben çok şey yaptım yarım bıraktığım hayatın içinde her şey ve akış devam ederken bir şeylere tutunup bunları yürütmek oldukça zor özellikle yirmi birinci yüzyılda herkes kendi derdinde herkes kendi kafasında yaşıyor sanırım bundan şikayet etmiyorum çünkü ben de çoğunlukla kafamın içindeyim bu asla tanımlayamadığım bi güven veriyor duyguları kelimelere dökmek bazen içimde barındırırken haberimin olmadığı  duygular ile rastlaşmama sebep oluyor kendimi tanıyorum her ne kadar tanıdığımı düşünsem de ben kendime hiç iyi davranmıyordum son birkaç yıldır ve asla bunun farkında değildim çevremde olan her şey ve her...

aidiyetsizlik

"I  write because  I   don't  know what  I  think until  I   read what  I  s ay." -Flannery O`Connor sokağa atılmışım  bavullarım benden önce toplanmış alelecele kapı dışarı edilmişim  edilişim sobalı sıcak evimden  soğuk sokaklara dökülmüşüm eşyalar e ş y a l a r e  ş  y  a  l  a  r bavulumdan yere düşen eşyalar rüzgar sert esiyo saçlarım yanaklarıma değiyor gözyaşlarımın ıslattığı yanaklarıma burnuma kadar iniyo sonra dudaklarımn kenarlarına elimin tersiyle silmeye bile takatim yok gözyaşımı aksın gittiği yere kadar  su akar yolunu bulur neticede sokakta tek değilim bana kapı açan bir sürü ev var sıcak kapılar ama kapılar kapılar k a p ı l a r k  a  p  ı  l  a  r ama tek olmalısın diyo hayat güçlenmeli ve daha da güçlenmelisin rüzgarlar r ü z g a r l a r r  ü  z  g  a  r  l  a  r ve sert esiyorlar bunlar acıttı içimi ...

yangını alevlendiren rüzgar

" Sessizlik, duyularla algılananların tümünün doruk noktasıdır. Söylenen sözcük, sessizliğe yapılmış bir müdahale, bütünlüğe yapılmış bir tecavüzdür. " Cehenneme Övgü- Gündüz Vassaf ocakta yanan tane tane alevlere  sular damlamış da öfkem harlanmış gibi azalırken artar böyle olunca ben yönettiğimi sansam da birçok duyguyu hepsi dümeni eline almıştır çoktan kedi fare misali oynarlar benimle sanki kıymet bilmenin bi anlamı yok ne zaman kafamı çevirip arkama baksam hasret ve özlem dolu olucam gibi değer bilsem bile işe yaramıyo sanki hiçbiri bir saniye öncesini bile hüzünle  hatırlamak bu dünyanın kaçınılmaz gerçeği gibi insanlık yarışında uyum sağlamakta çok zorlanıyorum çağa yaşıtlarıma insanlara bu dünyanın olgularına insanların doğrularına hepsi yanlış sanki baştan düzenlense bile bana uymuyo gibi zorlansak da devam ediyo her gün durdur tuşuna basmak istesem bile  akıp gidiyo hepsi 1/3/23