Kayıtlar

bilenler az bahseden yok

Resim
                                                                          where is my mind bazen bu kadarım gibi hissediyorum bitti tüm özelliklerim gösterebileceğim hiçbir şeyim kalmadı sanki bu cümleden kaçarcasına yapıyorum onca yaptığım şeyi acıkmadan yemek yemek gibi ne ruhuma soruyorum ne aklıma  ihtiyacım var mı bu düşündüklerime diye ya da düşüneceklerime kafamda gereksiz ağırlık belki de bazen bilmemek güzel bilinmezlik bulutları içinde  yumuşak bi yatağa uzanır gibi dinlenmek çok bilmek çok iyi gibi duyulur ya hep o çok bilir o şeyleri bilmek istememek  yazın mont giymeye benziyor ruh daraltıcı ve en acısı bunu kimse bilmiyor bilenler az bahseden yok konuşulsa çözülür belki tabi muhakkak konuşmak önemli 11/9/22 elif beril üçgün

iki rüya arasındaki uyanmalar

Resim
                                                              eternal sunshine of the spotless mind theme                                                sabah olduğunda bütün heyecanlar hevesler uçacak  su buharı gibi  geceden kalanlar olmayacak  dumanlı kafalar  dumanlar yükseldikçe zihinler boşalacak yerine yeni düşünceler geldikçe dumanlarımız karışacak  bir olacak sabahın ilk ışıklarında aynı yıldızlar gibi ay gibi kaybolacaklar anlamayacağız hızını göz açıp kapayıncaya kadar iki rüya arasındaki  uyanmalar neyi bekliyorum ki ölü birini bekler gibi mezar başında bekliyorum sanki dirilmeyi bekler gibi yorgunluğum yüzüme vurmuş saçlarım dağılmış rüzgardan dudaklarım daha kuru her zamank...

günün sonunda yalnızız.

Resim
                                                              ( coldplay- sparks) yetemiyorum ve yetişemiyorum  kime bilmiyorum  ne yapsam az  ne yapsam yetersiz  halının altına süpürdüklerimizi biz süpürürüz ama ona rağmen yabancılardır bize en bariz ve filtresiz gören biziz diye görüyorum ama görmüyorum görmek istemediğimiz için görmek kabul etmektir kabul etmek ise yüzleşmek yüzleşmeye hazır mıyız daha orada olduğunu bile bilmediğimiz şeylerle çocukken değişikliği reddediyoruz çevremizdeki etrafımızdaki  insanlar hiç gitmeyecek sanıyoruz  kan bağı olan herkesi candan sanıyoruz  büyüdükçe anlıyoruz gönül bağını ya da anlamaya çalışıyoruz değişimi kabul etmiyoruz konfor alanımızın yıkıldığını sanıyoruz  iki gün önceki ben bir hafta önceki ben peki bir yıl önceki evet o da ben gerçekten hepsi be...

farklı olmayı ayrıcalık değil ayrımcılık sebebi sanıyoruz.

Resim
       (sit down beside me- patrick watson)   bir serin yaz akşamı rüzgâr hafiften yüzüme vuruyorken hissettiğim yalnızlık ile başladı her şey beni heyecanlandıran şeyleri yapmak ve yapmamak arasındaki  boşlukta bulunan  gelecek kaygılarım  beni güçlü bir fırtınanın savurduğu köksüz ağaçlar gibi savurdu ne yapacağını bilememek.  en kötü karar kararsızlıktan bile iyidir  öyle mi gerçekten sonucunun seni üzeceğini bilerek ona yürümek mi  yoksa bilinmezlik adlı buluta kendini atıvermek mi en mutlu insanlar bilmeyenlerdir  bir şey bilmezsen mutlu olursun  kötü şeyleri  duymazsan görmezsen  onları bilmezsin  bilmezsen gerçek mutluluk senin olur  peki içi boş şeyler gerçek midir  olmak istediğin  yapmak istediğin şeyler  gerçekten bilinmezliğe mi bağlı olacak  ya da yapacakların  yalnızlığın somut olmadığını öğrendim  takdir edersiniz ki hoş şekilde öğrenilmiyor ruhen...

büyük çınar olmak.

Resim
                       here comes the sun- the beatles azim, rekabet, mücadele ve çaba kavramları küçük ağlak kız çocuklarında olmaz bilirsiniz hepimiz biliriz babam bana öğretti hepsini ama hepsini daha 4 yaşındayken sandalye kapmacalarda rekabet duygusunu tatmıştım aynı zamanda tatlı rekabetin heyecanını her oyunu kaybettiğimde gözlerim yaşlı yanaklarım kırmızı ağlayan bir beril  oynamak istemediğini söylüyor babam o günlerde başladı o ilkeleri öğretmeye hep teşvik etti beni  her şeye herkese karşı bazen  birçok şeyde ki özgüvenim  o hatırı sayılır  yakalamaca köşe kapmaca saklambaç gibi oyunlardaki tutumu sayesinde gerçekleşti  diye düşünürüm hayvan sevgisi mesela bir gün yaralı bir köpek gördüm sabah saatleri servisimi bekliyorum mataramdan ona su içirebileceğimi düşünecek kadar küçüğüm babama söz verdirtmiştim onu veterinere götürmesine dair tutmuştu gerçekten sözünü şimdi sokaktaki bütün hayv...

geçmiş şimdide kaldı.

Resim
geçmiş geçmişte kaldı  değil geçmiş şimdide kaldı                        mia & sebastian`s theme- la la land ben bugün  kaydettiğim  bir sanal günlüğümü dinledim 3 ay önceye ait duygularımı yaşadıklarımı isteklerimi beklentilerimi  kayıt altına aldığım  bi ses kayıtı iki hafta vardı aslında dinlemem gereken vakite hala kötü hissettiğimde sallandığım boşluktayken ses kayıt bölümünü açıp konuşuyordum    size bahsettim mi emin değilim  artık bahsettim konuştuğum saniyeler  oradan bana göz kırpıp duruyordu "3 ay sonra dinle"isimli kayıt içinde ne olduğunu bırakın neyden bahsettiğimi ve neden kaydettiğimi bile hatırlamaz vaziyetteydim iki hafta beklesem ne olacak diyerek bastım başlat tuşuna girizgâh gayet beklediğim şeyler daha sonra  beklentiler ve istekler gündeme geldi bi parantez açmam gerekirse hayatımın zor olan dönemlerinden birine  adım atmak üzere olduğum için kend...

kızgınlıklar gürültüden ibaret şimdilerde.

Resim
                                      back to the old house- the smiths hepimiz bir zaman böyle hissetmişizdir  boşluğa bakmak fütursuzca  duvarları seyretmek  bazen de sadece yatmak hatta düşünmemek bile işin özü hiçlikten zevk almak kelimeler verdiler önüme  saçma cümleler kur bunlarla dediler kurdum ben de  onlarca kurdum hepsi alt alta hepsi aşağıda eylemsizliği rutinlere eklemenin önemini keşke anlasak yalnızlığın ve karanlığın da bizi yer yer beslediğini unutmadan zaman zaman onları yaşamak tek başına yemek yemenin bile normal olmadığı bi yerde tek başına ağlamanın da normal olduğunu  herkesi kollarından sarsarak anlatmak istemek kafamı kurcalıyor birileri en ücra köşeleri bile karıştırıyor ne var ne yok dip köşe bakıyor çok zor bu kadar çok şey düşünürken sadece açmam gerekenleri açmak kilitli olan dolapları duygularımı anlatmak uğruna zorlamak  zor...