spontaneliğin huzuru


günce gibi şubat suları


ben bu ay bu şarkıyı çok dinledim size hediyem olsun 
iyi dinlemeler iyi okumalar ve iyi olan her şey


iki bin yirmi üç ağustosunda kalbimi öyküye kaptırdığımdan beri denemelerimin pabucu dama atıldı ben ne ara daldan dala konmayı bıraktım ne ara sadece kurgu düşkünü bir yazar oldum bilmiyorum burayı epey özlemişim sanki tüm dünyaya karşı bi balkon konuşması yapıyorum ve herkes beni alkışlıyor öyle çok önemli bir şeyler falan dediğimden de değil kek tarifi falan bile versem çılgın kalabalık alkış kıyamet gibi hissettiriyor burası benim oyun alanım benim kafamın içi kamuoyuna sunulmuş ama bir o kadar da kamuoyunun ne dediğini önemsemediğim bir yergaliba sanki bir şey paylaşmayınca aylarca yazmamışım gibi olmuş niye öyle oldu anlamadım ben öyle bir girdaba girmişim gibi en çok yazdığım zamanda hiçbir şeyi sesli dile getirmemişim.. belki cesaret edemedim psikanaliz gerçekleri gibi kendi gerçeklerim ağır geldi belki hayır alakası yok sadece kaotik bir cümle yazmak istedim sadece gerçekten zaman su ve biz akıyoruz ben de akarken süreyi hesaba katamamışım şu an bunu okuyan sen bir ay sonra iki sene oluyor burayı açalı bunun şokunu yaşıyorum kafamı filtresiz en sadesinden sürahiden su koyar gibi bardağa akıtmayı çok özlemişim tekrar hoş geldin ben de hoş geldim 


beril üçgün

12/2/2024

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

dikişsiz elbise

müsvedde

kağıtlar