hayal kurar mısınız çocuklar




(hiç böyle bi tarzda yazmamıştım zaten çok üstüne düşünmedim kelimeler buldu beni
düşünürken ağladım, yazarken ağladım, okurken ağladım,
umarım hayaller gerçekten kurtarır bizi...)



erzak kutusunu açıp 
hızla koşar adımlarla dağıtmaya başladım 
etrafa

çocuk çoktu
ağlamamak elde değil 
ağlamıyordum elbette
elde olmasa bile oluyor işte bazen bazı şeyler
olmak zorunda oluyor
o minikleri de ağlatamazdım


ellerinde kalemler vardı
şimdi hepsi kırık
o eller enkaz altında
uzuvları bile belki aynı bedene bağlı değil


enkazın köşelerine savrulan insanlar
hayalleriyle savrulanlar


sanki her şey yolundaymış gibi
sohbet etmeye başladım herkesle 
saatler öncesinde yaşadıkları 
sıcak aile ortamı gibi hissettirmek istedim onlara


hayal kurar mısınız çocuklar diye sordum
kimisi yerde
kimisi kaldırımda yatan 
bedenlere
evet dediler belli belirsiz
ne olmak istiyorsunuz dedim
var mı dünyayı değiştirmek gibi bi isteğiniz


elinde oyuncak ayısı olan kız
başladı konuşmaya önce
onun gibileri ölmesin diye
ağzına geleni saydı
bi kap çorba verdim eline 
bir iki kaşık yedirdim sonra devam ettim yürümeye


ayakkabıları olmayan 
üç yaşlarında bi çocuk konuştu
bütün yanlışları düzeltecekmiş
bir de kimse ayakkabısız kalmayacakmış bu dünyada
kucağıma alıp öptüm onu başından
kim bilir daha onu neler bekliyordu 
hiç haberi yoktu


sonra yüzü gözü kan içinde olan bi kız konuşmaya başladı
o hiçbir şey demedi
gözleri dolu dolu
ama yaşlar akmıyordu
sanki kaybettiği onca şey
yetmiyormuş gibi
gözyaşları onu bırakan onca şeye inat
gözlerinde onu bırakmıyordu
cebimdeki mendili çıkardım 
sildim o güzel mavi gözlerini
kömürlükten çıkmış gibiydi suratı
umutsuzdu bakışları
geriye kalan herkes gibi
geride bıraktıkları gibi


kırmızı elbiseli bi kız çocuğu geldi sonra
ben balon istiyorum dedi
hayalim bu diyip gülümsedi
dizleri kanıyordu 
kırmızı elbisesi ile uyumlu  
tokalar takması gerekirken
yerdeki kırmızı kan birikintileri gözümü alıyordu
bir de elindeki minik kırmızı ip bilekliği vardı
annesi vermiş ona
saklambaş oynuyorlarmış

o kadar küçüktü ki
şaşırdım saklambaçı bilmesine
onu bulduğunda geri verecekmiş
ihtiyaç kolilerinden kırmızı bi mont çıkardım
giydirdim minik bedenine
giydirirken de söz verdim ona
kırmızı balon alıcam sana söz diye


iki çocuk yaklaştı daha sonra
biri kız biri erkek
biz okumak istiyoruz dedi
aralarından biri
dünyayı değiştirmek falan değil
ailemizi geri istiyoruz dediler
üniversitemizi kazanıp 
sakin bi hayat yaşamak
tek tük getirilien
test kitapları vardı
uzattım buruk bi gülümseme ile
ne diyebilirdim ki
ne demeliydim ki


hayal kurun çocuklar dedim

hayaller sizi hayata bağlar
günlerinizi anlamlı kılar
yaşamınızını anlamlandırır
yediğiniz yemeğin tadını güzelleştirir
güneşin ışığını parlaklaştırır
yağmuru dindirir
gökkuşağı açtırır
tüm güzellikler hayallerle başlar dedim
ağlamamak için çok zor tutmuştum kendimi
yolda gelirken gördüğümüz onca ölü beden
kırmızı elbiseli kızlar
ayakkabısız çocuklar
öksüz yetim kardeşler
hepsi çok gerçek
hepsi çok çok gerçek
hepsi o kadar gerçek ki
kendi üzüntüsüne ağlamaya utanıyor insan
hayal kurmak lazım
daha korunaklı bi dünya hayal etmek lazım
sadece hayalle de olsa keşke
hayal kurabilen zihinler 
temiz zihinler lazım
ölü bedenlerin yattığı
beyaz kar örtüsü kadar
temiz fikirlerin olması lazım 
cennetimizi kurmamız için



büyük türkiye depremi anısına
7/2/23

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

dikişsiz elbise

müsvedde

kağıtlar