yaralar canavarlar yaratabilir.

bu yazımızın şarkısı:
smile in the face of the devil-matt maltese


yaralar. iltihap kapmış, kabuk tutmuş, taze, eski, iyileşmeye çalışan, iyileşemeyen, tam iyileşmeye başlayınca kabuğunu kopardığın, yeniden kanamaya başlayan, yıllardır orada olan.


sonsuza kadar süregelen bu varyasyonlar. peki asıl yara nedir. gerçek yara. tanımı ne. herkes tarafından bilinen bir açıklaması. var mı.


kimisinin ölen yakını içinde yaradır. kimisinin eski sevgilisi. kimisinin babası. kimisinin annesi.  kardeşi belki. koparamadığı sağlıksız ilişkileri. karşı tarafa saygı duymayan arkadaşları. dost sandığı sırtından bıçaklayanları. 


yaranın belli bir tanımı olmadığı gibi. yaranın ne olduğunun da belli bir tanımı olmaz. olamaz.

ama şu konuda hem fikiriz yaralar canavarlar yaratır. ya da en azıdan yaratabilir


psikoloji. insana iyi ya da kötü güçlü ya da zayıf hissettirebilecek olan tek güç. yaraların oluşmasını sağlayan da öyle. 


insanlar suçları yüzünden neden yargılanıyor. neden kişinin akli dengesi göz önünde bulundurulmadan sözlü küfürler hakaretler kişiye atılıyor. birinin zihnini aklını içini bilmeden edilen her hakaret. sokaktan bir birey çevirip onu pataklamak demektir. onun duygularını hiçe saymak ona yapabileceğiniz ve verebileceğiniz en değersiz histir


bu sayede zaten devasa açık yaralara sahip olan insanlar daha büyüklerini ekler sahip olduklarına. 


haberleri hepimiz okuyoruz. kızıyoruz. şok oluyoruz. üzülüyoruz. bazen ağlıyoruz. peki arka planını sorguluyor muyuz. ben elimden geldiğince bunu yapmaya çalışıyorum. neden ki o kadını öldürmedi mi canı cehenneme olsun da diyebilirim belki. size göre ama ya o kadını öldüren adamın annesini başka bi yara sahibi canavar öldürdüyse ve katilin aslında tek istediği adaletin yerini bulması ise. buna ne diyebiliriz. 


hiçbir şey hayatta göründüğü gibi değil. demeye çalıştığım şey herkes elini kolunu sallaya sallaya istediğini yaralasın ya da öldürsün değil. yaralı olan insanlar herkesin yaralanmasını acı çekmesini ister. ben herkesin yarasını iyileştirmek istiyorum. kimse mutlu olmak için birini öldürmek istemesin istiyorum. birinin acı çekmesine uğraşmak yerine herkes acı çekenin acısını dindirmeye uğraşsın istiyorum. ama sadece isteyebiliyorum


hal böyle olunca elimden gelen tek şey meslek hedefimi psikoloji üstüne koymak oldu. ben ilerde yaraları iyileştirmeye çalışacağım ama umarım toplumumuz da o yaraları açmaya devam etmez. çünkü aslında yaralar o kadar kolay geçmiyor. üstüne pamukla batikon bastırınca anında iyileşmiyor. iyi olmaya bir parça daha yaklaşıyor yalnızca.


ve ben o bir parça ilerleme için hayatımı vermeye çok hazırım çünkü kimse o yaralar yüzünden ölmeyi hak etmiyor. 


çok saçma değil mi. aslında suçlu kimse değil. hepsini bir odaya koysak. hepsi suçlu diye başkasını parmakla gösterir. suçu kabullenmenin de en büyük meziyet olması gibi.


yaralar canavarlar yaratmasın. kimse olayları arka planını düşünmeden yargılamasın lütfen.


elif beril üçgün

4.4.22







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

dikişsiz elbise

müsvedde

kağıtlar