hayatı başlatanlara.
masumiyetin benizlere yansıdığı zamanlar
herkesin çehresi pirüpak
masumiyet gibi duygular var o zaman
ve sen varsın
sen bugün gözlerini kapattın dünyaya
ben dört yaşındayım
gözlerimi sadece saklambaç oynarken kapıyorum
gözlerini dünyaya kapatmak ne demek bilmiyorum
herkes ağlıyor
çevremdeki herkes
en çok annem
neden bilmiyorum
beni başka yerlere götürüyorlar
ağlayanlardan uzağa
oyun oynamaya devam ediyorum oralarda
anneannem de benimle saklambaç oynayacak mı diyorum
hayır diyorlar
ama neden hayır?
onun da gözleri kapalı işte
küçükken herkese isminin anlamını soruyorken anneme de sormuştum,masum bi şekilde "anne senin isminin anlamı ne?"benim ismimin anlamı ışık demek kızım demişti,ilk duyduğuma masa lambası normal lamba gibi kavramları düşündüm sonra gün ışığı ya da güneş ışığı olabileceğini düşündüm ama asla kafamda oturtamadım,tâki senin etrafındaki insanlara saçtığın ışığı görene kadar,konuştuğun her insanın sana dediği ortak şey,sen herkesten farklısın,evet gerçekten haklılardı gerçekten sende kimsede olmayan çok şey vardı.gün geçtikte tekrar tekrar emin oluyorum ve hayrete düşüyorum nasıl herkese bu kadar sevgi dolu ve kinsiz olabilirsin diye,mutfağı bi gün karıncalar bastı,sadece küçük bi reçel parçası tezgaha damladı diye,diğer insanlar olsa...neyse herkesin napacağını biliyorsunuz.annem onların önüne bi kase bal koydu onlarla her gün konuştu hal hatır sordu,insanın insana yapmadığı annem karıncalara yaptı,sonra yine başka bi gün kuruyan güllerine bakıp kara kara düşündüyo,ama kim yapar ki bütün çiçekleri sulamayı,sen o gün nerdeyse evimizin çevresindeki tüm çiçekleri suladın sevdin onların yapraklarını iyileştirdin,ışığını saçtın onlara.benden hiç ayırılma ama eğer bi gün gidersen bu dünyadan, herkes arkandan o çok farklıydı diyecek şu an dedikleri gibi.sevgisi çiçekleri diriltirdi diyecek,kimsenin arkasından kötü bişey düşünmezdi düşünene de kötü düşünme bilmediğin şeyler vardır derdi diyecek,kuşlarla bakışırdı anlardı onları diyecek,bi çiçek görse bi yağmur yağsa onda mutlusu olmazdı diyecek.
dünyanın en güzel nuru benim annem,annemin ne kadar nurlu ışıklı olduğunu anlatmaya kelimeler yetmez hele içindeki sevgiyi anlatmaya kalksam dünyadaki tüm kalemler kağıtlar bir olsa yine yetmez çünkü onun ışığı sonsuzluk gibi nur gibi seni içindeki sevgiden daha çok seviyorum iyi ki senin karnında 9 ay geçirmişim iyi ki doğduğum ilk an senin yanağına koymuşlar yanağımı,senin kızın olmak benim için her ne kadar harika bişey olsa da herkesin yapabileceği bişey değil,senin içindeki sevgiyi gelecek nesillere akrtarmam öğretmem gerek,çünkü bu sana verilen hediye tüm insanlık tarafından fark edilmeli ve ben elimden geldiğince bu eşsiz hediyeyi nesilden nesile geçiricem, sen benim için her zaman o dalgalı saçlı göz kalmeli halka küpeli özgür genç kız olarak kalıcaksın içimde.içimde öyle kalsan da ilerde beyaz saçlarını da kırışıklıklarını da kalem tutmaktan buruşmuş ellerini de dünyanın bütün kiri ve nefretine rağmen o temiz kalan o pamuk kalbini de o özgür kızı sevdiğimden daha çok sevicem hiç şüphen olmasın.sensiz bi dünya dünyam olmazdı, olamazdı yaşayamazdım orda.iyi ki
benim için önemli özel ve bol ilhamlı olan bu iki yazıyı sizinle de dünya kadınlar gününde paylaşmak istedim. gündemde maalesef ki hep başı çeken kadına yapılan duygusal ve fiziksel şiddet hakkında konuşmayı bugün rafa kaldırıyorum ama başka bir gün o raftan indireceğime söz veriyorum. kadınların ve kadınlığın dünyamıza ışık saçacağı günlere.
elif beril üçgün
8.3.22
Yorumlar
Yorum Gönder